Beyne Pıhtı Atması Nedir? Ameliyatsız Tedavisi Nasıl Yapılır?

Blog
İnmenin önemli bir kısmı kalpten kaynaklanır ve önlenebilir

Beyne Pıhtı Atması Nedir? Ameliyatsız Tedavisi Nasıl Yapılır?

İnmenin önemli bir kısmı kalpten kaynaklanır ve önlenebilir!

Felç, tıp dilindeki adıyla inme, toplumumuzda en çok korkulan sağlık sorunlarından biridir. Birçok kişi inmenin aniden ve sebepsiz ortaya çıktığını düşünür. Oysa önemli bir bölümünün arkasında kalp yatar. Kalpten beyne pıhtı atması, inmenin başlıca nedenlerinden biridir. Peki bu pıhtılar kalpte neden oluşur? Daha önemlisi, beyne ulaşmadan nasıl engellenir? Bu yazıda en sık görülen üç nedeni ve güncel tedavi yöntemlerini anlatacağım. Gelişen kardiyoloji teknolojileri sayesinde pıhtı riskini artık ameliyatsız yöntemlerle azaltabiliyoruz. Önce inmenin kalple bağlantısını birlikte inceleyelim.

İnme Nedir ve Kalple Nasıl Bağlantılıdır?

İnme, beyne giden kan akışının bozulmasıdır. İki ana türü vardır. Birincisinde damar tıkanır, buna iskemik inme denir. İkincisinde damar yırtılır ve beyinde kanama olur. İnmelerin büyük çoğunluğu iskemik türdür. Bu nedenle pıhtı konusu çok önemlidir.

Emboli Ne Demektir?

Bir yerde oluşan pıhtının kopup dolaşımla başka bir bölgeye gitmesine emboli denir. Kalpte oluşan pıhtı koparsa, kan akımıyla doğrudan beyne ulaşabilir. Orada küçük bir damarı tıkar ve beyin dokusu oksijensiz kalır. Sonuçta konuşma, hareket veya görme bozuklukları ortaya çıkar. İşte bu durum, kardiyoembolik inme olarak adlandırılır.

Kalp Kaynaklı İnme Ne Kadar Sık?

İskemik inmelerin yaklaşık beşte biri ile üçte biri kalp kaynaklıdır. Ayrıca kaynağı bulunamayan bazı inmelerde de kalpte gizli bir neden yatabilir. Bu nedenle inme geçiren her hastada kalp mutlaka araştırılmalıdır. Aksi halde asıl neden gözden kaçar ve inme tekrarlayabilir.

Pıhtı Kalpte Neden Oluşur?

Kalpte pıhtı oluşması için genellikle kanın bir yerde yavaşlaması veya göllenmesi gerekir. Akan kan pıhtılaşmaz, ancak duran kan pıhtılaşabilir. Kalbin kulakçıkları düzenli kasılmadığında bu göllenme başlar. Kalp kasının zayıfladığı veya kapakların bozulduğu durumlarda da benzer tablo görülür. Dolayısıyla ritim ve yapı bozuklukları, pıhtının zeminini hazırlar.

Kardiyoembolik İnmenin Özellikleri

Kalp kaynaklı inmeler çoğu zaman ani başlar. Belirtiler birkaç dakikada tam şiddetine ulaşır. Üstelik bu inmeler, beyin damarı kaynaklı olanlara göre daha geniş alanı etkileyebilir. Bu yüzden sonuçları daha ağır seyredebilir. Neyse ki doğru önlemlerle büyük kısmı engellenebilir.

İnme Belirtileri: Zaman Beyindir

Kalpten beyne pıhtı atması ani belirtilerle kendini gösterir. Bu belirtileri bilmek, hayat kurtarabilir. Çünkü tedavide her dakika değerlidir. İnme sırasında her dakika milyonlarca beyin hücresi kaybedilir. Bu nedenle bekleme lüksünüz yoktur.

Hızlı Tanıma Kuralı

Aşağıdaki belirtilerden biri aniden başlarsa inmeden şüphelenin:

  • Yüz: Yüzün bir tarafı düşer veya gülümserken eğri kalır.
  • Kol: Bir kol veya bacak güçsüzleşir ya da uyuşur.
  • Konuşma: Konuşma bozulur, kelimeler karışır veya anlaşılmaz.
  • Zaman: Belirtiler aniden başladıysa hemen 112’yi arayın.

Bunlara ek olarak ani görme kaybı, şiddetli baş dönmesi ve dengesizlik de görülebilir. Belirtiler birkaç dakika sonra geçse bile ihmal etmeyin. Bu durum geçici iskemik atak olabilir ve büyük bir inmenin habercisidir.

Hemen 112’yi Arayın

İnme şüphesinde kendi imkânınızla hastaneye gitmeye çalışmayın. Ambulans, hastayı doğru merkeze yönlendirir ve yolda hazırlık yapar. Ayrıca belirtilerin başladığı saati not edin. Bu saat, tedavi kararını doğrudan etkiler.

Tedavi İçin Zaman Penceresi

Pıhtıyı eriten ilaç tedavisi, belirtilerin ilk saatlerinde uygulanabilir. Genellikle bu süre 4,5 saattir. Büyük damar tıkanıklıklarında ise pıhtıyı kateterle çıkarma işlemi yapılır. Seçilmiş hastalarda bu işlem, 24 saate kadar uzayabilir. Yine de ne kadar erken gelinirse, sonuç o kadar iyi olur.

Neden 1: Sol Atriyal Apendiks, Pıhtıların Saklandığı Kör Kese

Kalbin sol kulakçığında, apendiks adını verdiğimiz küçük bir kör kese bulunur. Bu yapı, doğuştan vardır ve çoğu kişide sorun yaratmaz. Ancak ritim bozukluğu olan hastalarda önemli bir tehlikeye dönüşür. Kalpten beyne fırlayan pıhtıların en sık biriktiği yer burasıdır.

Apendiks Neden Pıhtı Yapar?

Sol atriyal apendiks, uzun ve girintili bir yapıdır. Kan buraya girer, ancak kolay çıkamaz. Kulakçık düzenli kasılmıyorsa, bu keseye giren kan göllenir. Göllenen kan zamanla pıhtılaşır. Pıhtı büyüyünce parçalanıp dolaşıma karışabilir ve beyin damarlarını tıkayabilir.

Atriyal Fibrilasyonda Pıhtının Kaynağı

Kapak hastalığı olmayan atriyal fibrilasyon hastalarında, kalpteki pıhtıların yaklaşık yüzde 90’ı bu kesede bulunur. Bu bilgi, tedavinin mantığını oluşturur. Pıhtının yuvası kapatılırsa, beyne atma ihtimali de azalır. İşte sol atriyal apendiks kapama işleminin dayanağı budur.

Nasıl Tedavi Ediyoruz?

“Sol Atriyal Apendiks Kapama”, kısaca LAA kapama olarak bilinir. Bu işlemle kalpte pıhtının biriktiği bölgeyi kapatıyoruz. İşlem ameliyatsız yapılır. Göğüs kafesi açılmaz. Kasık damarından ince bir kateter ilerletilir ve kalbin sol kulakçığına ulaşılır. Ardından bir kapatma cihazı apendiksin ağzına yerleştirilir. Cihaz, kesenin ağzını kapatarak pıhtının dolaşıma karışmasını önler.

Deneyimli ekiplerde cihazın yerleştirilmesi yaklaşık 15 dakika sürebilir. Bununla birlikte hazırlık, görüntüleme ve gözlem süresi daha uzundur. Hasta genellikle bir gün hastanede kalır. İşlem sırasında kalp ultrasonu veya benzeri görüntüleme yöntemleriyle rehberlik edilir.

Kimlere Uygundur?

LAA kapama, her atriyal fibrilasyon hastası için ilk seçenek değildir. Güncel kılavuzlar bu işlemi daha çok şu hastalarda düşünülebilecek bir seçenek olarak görür:

  • Uzun süreli kan sulandırıcı kullanamayan hastalarda
  • Kan sulandırıcıya rağmen ciddi kanama geçirmiş kişilerde
  • Kanama riski çok yüksek olan hastalarda
  • İlaç kullanmasına rağmen pıhtı atması yaşayanlarda
  • İlaç tedavisine uyum sağlayamayan seçilmiş hastalarda

Karar, kalp ekibi tarafından hastayla birlikte verilir. Hastanın yaşı, risk skoru ve kanama öyküsü değerlendirilir.

Riskler ve İşlem Sonrası Takip

Her işlemde olduğu gibi LAA kapamada da riskler vardır. Kalp zarında sıvı birikmesi, kanama, damar yolu sorunları ve cihaz üzerinde pıhtı oluşması sayılabilir. Bu riskler deneyimli merkezlerde düşüktür. Yine de hastanın bunları bilmesi gerekir.

İşlemden sonra bir süre kan sulandırıcı veya benzeri ilaçlar gerekebilir. Ardından görüntülemeyle cihazın tam yerleştiği doğrulanır. Bu kontrolleri atlamamak önemlidir. Çünkü cihazın etrafında kaçak kalırsa, koruma yetersiz olabilir.

Neden 2: PFO, Kalpteki Gizli Delik

Pıhtı atmasının bir diğer yaygın nedeni, kalpte delik bulunmasıdır. Tıp dilindeki adı PFO, yani patent foramen ovale’dir. Bu durum özellikle genç hastalardaki açıklanamayan inmelerde gündeme gelir. Üstelik çoğu kişi yıllarca bunu bilmeden yaşar.

PFO Nedir?

Kalbin sağ ve sol kulakçıkları arasında bir zar bulunur. Bebek anne karnındayken bu zarda bir geçit vardır. Doğumdan sonra geçit normalde kapanır. Ancak bazı kişilerde tam kapanmaz ve küçük bir açıklık kalır. Yaklaşık dört kişiden biri PFO’ya sahiptir. Çoğunda hiçbir soruna yol açmaz.

PFO Pıhtıyı Nasıl Beyne Ulaştırır?

Vücudun toplardamarlarında oluşan küçük pıhtılar, normalde akciğere gider. Akciğer bunları filtreler. Fakat PFO varsa pıhtı, kalbin sağ tarafından doğrudan sol tarafına geçebilir. Oradan da beyne ulaşır. Buna paradoksal emboli denir. Böylece filtre devre dışı kalır ve inme gelişebilir.

Bacak toplardamarlarındaki pıhtılar, uzun yolculuklar veya hareketsizlik sonrası bu mekanizmayı tetikleyebilir. Bu nedenle inme geçiren genç hastalarda bacak damarları da değerlendirilir.

Şemsiye Yöntemi ile Kapatma

Kalpteki bu deliği, halk arasında “şemsiye yöntemi” denen yöntemle ameliyata gerek kalmadan kapatıyoruz. Kasık toplardamarından ince bir kateter kalbe ilerletilir. Ardından iki disk şeklinde bir kapatma cihazı delikten geçirilip açılır. Cihaz, deliğin iki yanına oturarak geçidi kapatır. Zamanla kalp dokusu cihazın üzerini örter.

İşlem genellikle bir saatten kısa sürer. Hasta çoğunlukla ertesi gün evine döner. Göğüs kafesi açılmaz ve büyük bir yara izi kalmaz. Bu nedenle genç hastalar, günlük hayata kısa sürede dönebilir.

Kimlere Uygulanır?

Her PFO kapatılmaz. Çünkü PFO çok yaygındır ve çoğu zaman zararsızdır. Kapatma kararı genellikle şu durumda gündeme gelir:

  • Yaşı genellikle 18 ile 60 arasında olan hastalarda
  • Başka bir neden bulunamayan inme geçirmiş kişilerde
  • PFO ile birlikte riskli özellikleri olanlarda

Riskli özelliklere örnek olarak geniş deliği, zarda anevrizma bulunmasını ve yüksek geçişi sayabiliriz. Hastanın inme riskini tahmin etmek için RoPE gibi skorlar da kullanılır. Karar, nörolog ve kardiyologun ortak değerlendirmesiyle verilir.

Sonuçlar ve Riskler

Büyük randomize çalışmalarda, PFO kapatma tekrarlayan inme riskini yaklaşık yarı yarıya azalttı. Bu etki, doğru seçilmiş hastalarda görüldü. Ancak işlem riski sıfırlamaz. Dolayısıyla “inme riski tamamen ortadan kalkar” demek doğru olmaz.

Bazı hastalarda işlemden sonra geçici ritim bozukluğu görülebilir. Bu oran çalışmalara göre yüzde 4 ile 7 arasında değişir. Çoğu geçicidir. Ayrıca işlemden sonra bir süre kan sulandırıcı veya kan pıhtısını önleyici ilaç kullanılır. Sonrasında kontrol edilir.

Neden 3: Atriyal Fibrilasyon ve Yeni Nesil Kan Sulandırıcılar

Ritim bozukluğu dendiğinde akla ilk gelen hastalıklardan biri atriyal fibrilasyondur. Halk arasında kısaca AF olarak anılır. İnme açısından en önemli kalp kaynaklı risk faktörlerinden biridir. Atriyal fibrilasyonu olan kişilerde inme riski, yaklaşık beş kat artar.

Atriyal Fibrilasyon Nedir?

Kalbin üst odacıkları, yani kulakçıklar normalde düzenli kasılır. Atriyal fibrilasyonda ise bu kasılma bozulur ve kulakçıklar titreşir. Kalp düzensiz ve çoğu zaman hızlı atar. Bu durumda kan kulakçıkta göllenir. Göllenen kan, pıhtı oluşumuna zemin hazırlar.

Belirtileri Nelerdir?

Atriyal fibrilasyon bazen çarpıntı, nefes darlığı, halsizlik ve baş dönmesiyle ortaya çıkar. Bazı hastalar ise hiçbir belirti hissetmez. Bu sessiz tablo, en tehlikeli olanıdır. Çünkü hasta fark etmeden pıhtı oluşabilir. Bazen ilk belirti, doğrudan inme olur.

Nasıl Tanı Konur?

Tanı için EKG yeterli olur. Ancak ritim bozukluğu gelip gittiği için ilk EKG normal çıkabilir. Bu durumda 24 saatlik veya daha uzun süreli ritim kaydı gerekir. Bazı akıllı saatler de ritim düzensizliğini yakalayabilir. Yine de saat sonucu tanı koydurmaz. Şüpheli durumda mutlaka EKG ile doğrulanmalıdır.

İnme Riski Nasıl Hesaplanır?

Atriyal fibrilasyonu olan her hastanın inme riski aynı değildir. Bu riski hesaplamak için skorlama sistemleri kullanılır. Bunların en bilineni CHA₂DS₂-VASc skorudur. Skor şu etkenleri değerlendirir:

  • Kalp yetmezliği
  • Yüksek tansiyon
  • İleri yaş
  • Diyabet
  • Daha önce inme veya geçici atak geçirme
  • Damar hastalığı
  • Kadın cinsiyet (bazı güncel kılavuzlarda bu madde çıkarılmıştır)

Skor yükseldikçe, kan sulandırıcı ihtiyacı da artar. Dolayısıyla bu hesabı hekiminiz yapmalıdır.

Varfarin ve Coumadin Dönemi

Geçmiş yıllarda bu hastalarda pıhtıyı önlemek için Coumadin veya varfarin kullanıyorduk. Bu ilaçlar etkilidir, ancak kullanımı zordur. Düzenli INR kan testi gerekir. Ayrıca yeşil yapraklı sebzelerdeki K vitamini ilacın etkisini değiştirir. Bu nedenle hastalar ıspanak ve brokoli gibi besinleri ya tamamen bırakır ya da çok dengeli yemek zorunda kalırdı.

Yeni Nesil Oral Antikoagülanlar

Artık yeni nesil kan sulandırıcılarla bu dönemi büyük ölçüde geride bıraktık. Bunlara kısaca DOAK veya NOAK denir. Hastalar bu ilaçlarda INR için sürekli kan vermek zorunda kalmaz. Yeşillik tüketiminde de özel bir kısıtlama gerekmez. Üstelik büyük çalışmalarda bu ilaçlar, varfarine göre beyin kanamasını yaklaşık yarıya indirdi.

Bu ilaçlar pıhtı riskini belirgin biçimde azaltır. Ancak riski “tamamen ortadan kaldırdığını” söylemek doğru olmaz. Doğru kullanıldığında inme riski büyük ölçüde düşer. Bu nedenle ilaç, düzenli ve hekim kontrolünde kullanılmalıdır.

Yeni Nesil İlaçlarda Dikkat Edilecekler

Yeni ilaçlar kolay görünse de bazı kurallar vardır:

  • İlaç dozunu atlamamalısınız. Etkisi kısa sürer, bu yüzden atlanan doz koruma boşluğu yaratır.
  • Mekanik kalp kapağı olanlarda ve ağır mitral darlığında bu ilaçlar kullanılmaz.
  • Böbrek fonksiyonuna göre doz ayarı gerekir.
  • Böbrek ve karaciğer testleri düzenli yapılmalıdır.
  • Ağrı kesici ve bazı ilaçlar etkileşebilir. Bu nedenle yeni ilaç başlamadan hekime danışın.
  • Kanama belirtilerinde, örneğin siyah dışkıda hemen başvurun.
  • Girişim veya diş çekimi öncesinde hekiminize haber verin.

İlacı kendi kararınızla bırakmayın. Aksi halde inme riski hızla artar.

Ritim Kontrolü ve Diğer Tedaviler

Kan sulandırıcı, atriyal fibrilasyonun inme riskini azaltır, ancak ritmi düzeltmez. Ritmi düzeltmek için ilaçlar, elektrik şoku veya ablasyon işlemi gündeme gelebilir. Ablasyon, ritim bozukluğunun kaynağını kateterle yok etme yöntemidir. Bu seçenekler de yaşam kalitesini artırır. Ancak ritim düzelse bile, kan sulandırıcı ihtiyacı hekim tarafından yeniden değerlendirilir.

Kalpten Beyne Pıhtı Atmasının Diğer Nedenleri

Üç ana neden en sık görülenlerdir, ancak tek değildir. Bazı hastalarda başka kalp hastalıkları da pıhtı kaynağı olabilir. Bunları kısaca sıralamak istiyorum.

  • Kalp krizi sonrası: Kalp kası zarar gördüğünde, sol karıncıkta pıhtı oluşabilir.
  • Kapak hastalıkları: Özellikle mitral darlığı ve mekanik kapaklar riski artırır.
  • Kalp kası hastalıkları: Zayıf ve genişlemiş kalpte kan yavaşlar.
  • Kalp enfeksiyonu: Kalp kapağındaki enfeksiyon, parçalanarak beyne gidebilir.
  • Kalp tümörleri: Nadir olmakla birlikte, kopan parçalar emboli yapabilir.

Bu nedenle inme geçiren hastalarda kalp ayrıntılı değerlendirilir. Kaynak bulunursa tedavi buna göre planlanır.

Üç Nedenin Tedavi Seçenekleri: Karşılaştırma

Aşağıdaki tablo, üç ana nedeni ve tedavi yaklaşımlarını özetliyor:

NedenPıhtının kaynağıTemel tedaviDikkat edilecek nokta
Sol atriyal apendiksKulakçığın kör kesesiAmeliyatsız LAA kapamaKan sulandırıcı kullanamayan seçilmiş hastalarda düşünülür
PFOKulakçıklar arasındaki delikŞemsiye yöntemiyle kapatmaHer PFO kapatılmaz, genç ve açıklanamayan inme öyküsü önemlidir
Atriyal fibrilasyonTitreşen kulakçıkta göllenen kanYeni nesil kan sulandırıcılarDüzenli kullanım ve hekim takibi şarttır

Tabloyu Nasıl Yorumlamalıyız?

Bu üç tedavi birbirinin rakibi değildir. Hastaya göre doğru olan seçilir. Hatta bazı hastalarda ilaç ve cihaz birlikte düşünülebilir. Bu nedenle tek tip bir reçete yoktur. Kişiye özel değerlendirme her zaman esastır.

Kalpteki Pıhtı Riski Nasıl Araştırılır?

Kalpten beyne pıhtı atması şüphesinde bir dizi test yapılır. Amaç, pıhtının kaynağını bulmaktır. Bu araştırma, tedaviyi belirler.

EKG ve Uzun Süreli Ritim Kaydı

EKG, ritim bozukluğunu gösterir. Ritim bozukluğu aralıklı ise Holter cihazı kullanılır. Bazı hastalarda ise deri altına yerleştirilen küçük bir kayıt cihazı, aylar boyunca ritmi izler. Böylece gizli atriyal fibrilasyon yakalanabilir.

Kalp Ultrasonu

Ekokardiyografi, kalbin yapısını ve çalışmasını gösterir. Kapak hastalığını, kalp kası zayıflığını ve pıhtıyı araştırır. Bazen yemek borusundan yapılan özel ekokardiyografi de gerekir. Bu yöntem, sol atriyal apendiksi ve kulakçıklar arasındaki zarı çok daha net gösterir.

Köpük Testi

PFO’yu göstermek için “köpük testi” yapılabilir. Bu testte toplardamara küçük hava kabarcıkları verilir. Kabarcıklar sol kalpte görülürse, kalpte delik olduğu anlaşılır. Test kısa sürer ve genellikle sorunsuzdur.

Beyin Görüntüleme ve Damar İncelemesi

Beyin tomografisi ve MR, inmenin yerini ve boyutunu gösterir. Boyun ve beyin damarları da incelenir. Çünkü inmenin nedeni bazen damar tıkanıklığıdır, kalp değildir. Bu ayırım, doğru tedaviyi seçmek için önemlidir.

Kimler Risk Altındadır?

Bazı durumlar, kalpten beyne pıhtı atma riskini artırır. Aşağıdaki gruplar özellikle dikkatli olmalıdır:

  • 65 yaş ve üzerindeki kişiler
  • Yüksek tansiyonu olanlar
  • Diyabetliler
  • Kalp yetmezliği olanlar
  • Daha önce inme veya geçici atak geçirenler
  • Kalp krizi geçirmiş kişiler
  • Kapak hastalığı olanlar
  • Uyku apnesi olanlar
  • Ailesinde inme veya ritim bozukluğu öyküsü bulunanlar
  • Çarpıntı şikâyeti olanlar

Bu listede olmanız, kesin bir tehlikeye işaret etmez. Ancak düzenli kontrol için bir nedendir.

İnmeyi ve Pıhtı Riskini Azaltmak İçin Yaşam Tarzı

İnme, kader değildir. Büyük bir bölümü önlenebilir. Üstelik bu önlemlerin çoğu kolaydır. Aşağıdaki alışkanlıklar, hem kalbi hem de beyni korur.

Tansiyonu Kontrol Altında Tutun

Yüksek tansiyon, inmenin en önemli risk faktörüdür. Düzenli ölçüm ve ilaç uyumu hayat kurtarır. Tuz tüketimini azaltmak da yardımcı olur. Hedefinizi hekiminizle birlikte belirleyin.

Kolesterol ve Şekeri Yönetin

Yüksek kolesterol damar sertliğine neden olur. Yüksek kan şekeri ise damarlara zarar verir. Bu nedenle ikisini de hedef düzeyde tutmalısınız. Özellikle diyabetliler yıllık kalp ve damar kontrolü yaptırmalıdır.

Sigara ve Alkolden Uzak Durun

Sigara, pıhtılaşmayı artırır ve damarları yıpratır. Alkol ise ritim bozukluklarını tetikler. Özellikle atriyal fibrilasyonu olanlarda alkol, atakları sıklaştırabilir. Bu nedenle ikisinden de uzak durmak en doğrusudur.

Düzenli Hareket ve Dengeli Beslenme

Haftada en az 150 dakika egzersiz yapmanızı öneriyorum. Ayrıca Akdeniz tarzı beslenme, kalp ve beyin sağlığına destek olur. Zeytinyağı, sebze, baklagil ve balık bu planın temelidir. Fazla tuz, şeker ve işlenmiş gıdalardan kaçının.

Uykuya ve Kiloya Dikkat Edin

Uyku apnesi, atriyal fibrilasyonu ve inmeyi tetikleyebilir. Horlama ve gündüz uykululuğu varsa mutlaka değerlendirme yaptırın. Ayrıca fazla kilo, hem tansiyonu hem ritmi olumsuz etkiler. Kilonuzu ideal seviyede tutmak, riskinizi azaltır.

Düzenli Kardiyoloji Kontrolü

Yılda bir kez kardiyoloji muayenesinden geçmenizi öneriyorum. Çarpıntınız varsa daha sık gerekir. Çünkü sessiz ritim bozukluğu, ancak kontrolle yakalanır. Erken tanı, inmeyi başlamadan durdurur.

Pıhtı ve İnme Hakkında Sık Duyulan Yanlışlar

Bu konuda yanlış inanışlar çok yaygındır. Bunları düzeltmek, doğru adım atmanıza yardımcı olur.

“İnme Ansızın ve Sebepsiz Gelir”

Çoğu inmenin belirli bir nedeni vardır. Tansiyon, ritim bozukluğu, damar sertliği veya kalpteki bir yapı bozukluğu bunlardan birkaçıdır. Bunlar çoğu zaman önceden saptanabilir.

“Ameliyatsız Yöntem Risksiz Demektir”

Kapalı yöntemler, açık ameliyata göre çok daha rahattır. Ancak hiçbir işlem risksiz değildir. Her yöntemin kendine ait riskleri vardır. Bu yüzden deneyimli bir ekip ve doğru hasta seçimi çok önemlidir.

“Kalpte Delik Olan Herkesin Kapatması Gerekir”

Bu doğru değildir. PFO çok yaygındır ve çoğu kişi için zararsızdır. Kapatma yalnızca seçilmiş hastalarda, özellikle açıklanamayan inme sonrası düşünülür. Gereksiz kapatma, gereksiz risk demektir.

“Yeni İlaçlar Kullanıyorsam Kontrole Gerek Yok”

Yeni nesil ilaçlar INR takibi gerektirmez. Ancak böbrek fonksiyonu, doz ayarı ve ilaç etkileşimi için kontrol gerekir. Dolayısıyla kontrolleri aksatmamak şarttır.

“Pıhtı Riski Yok Olunca İlacı Bırakabilirim”

Atriyal fibrilasyonda ilaç çoğu zaman uzun süreli veya ömür boyu gerekir. İlacı bırakmak, riski tekrar artırır. Karar mutlaka hekim kontrolünde verilmelidir.

Sık Sorulan Sorular

Kalpten beyne pıhtı atması nasıl anlaşılır?

Pıhtı atması, çoğu zaman ani inme belirtileriyle ortaya çıkar. Yüzde kayma, kolda güçsüzlük ve konuşma bozukluğu en sık belirtilerdir. Bu durumda hemen 112’yi aramalısınız. Önceden belirti vermediği için risk grubundaki kişilerin düzenli kontrolü önemlidir.

Sol atriyal apendiks kapama işlemi ameliyat mıdır?

Hayır, işlem ameliyatsızdır. Kasık damarından kateterle kalbe ulaşılır ve cihaz yerleştirilir. Göğüs kafesi açılmaz. Yine de işlem, deneyimli merkezlerde yapılmalıdır.

PFO kapatma işlemi herkese yapılır mı?

Hayır, yalnızca seçilmiş hastalarda yapılır. Genellikle 18 ile 60 yaş arasında, açıklanamayan inme geçirmiş ve riskli özellikleri olan kişilerde düşünülür. Kararı nörolog ve kardiyolog birlikte verir.

Yeni nesil kan sulandırıcılar varfarinden daha mı güvenli?

Büyük çalışmalarda yeni nesil ilaçlar, varfarine göre beyin kanamasını belirgin azalttı. Ayrıca INR takibi gerektirmez. Ancak mekanik kapağı olanlarda varfarin hâlâ gereklidir. Seçim, hastaya göre yapılır.

Atriyal fibrilasyon tamamen iyileşir mi?

Bazı hastalarda ilaç, şok veya ablasyonla ritim düzelebilir. Yine de tekrarlama olabilir. Bu nedenle kan sulandırıcı ihtiyacı, ritim düzelse bile yeniden değerlendirilir. Kontrolleri aksatmamak gerekir.

Kalpten beyne pıhtı atmasını önlemek mümkün mü?

Evet, büyük ölçüde mümkündür. Tansiyon, şeker ve kolesterol kontrolü, sigara ve alkolden uzak durmak, düzenli ritim takibi ve gerektiğinde kan sulandırıcı veya cihaz tedavisi riski belirgin biçimde azaltır.

Sonuç,

İnme, kader değildir. Birçok vakada neden kalptedir ve önlenebilir. Sol atriyal apendiks, kalpteki delik ve atriyal fibrilasyon, kalpten beyne pıhtı atmasının en sık üç nedenidir. Her birinin güvenli ve çoğu zaman ameliyatsız bir çözümü vardır. Ancak doğru yöntem, kişiye göre belirlenir. Bu nedenle çarpıntı, açıklanamayan inme öyküsü veya risk faktörleriniz varsa bir kardiyoloğa başvurun. Kalp sağlığınızı ertelemeyin ve kontrollerinizi aksatmayın.

Kazanan kalbiniz olsun!

Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır ve tıbbi tavsiye yerine geçmez. İnme belirtilerinde hemen 112’yi arayınız. Tanı ve tedavi için mutlaka bir hekime başvurunuz. Sitemizdeki diğer kalp ve damar sağlığı yazılarımızı da inceleyebilirsiniz.

Kaynakça ve Referans Çalışmalar

Kardiyoembolik inme ve genel kılavuzlar

  1. Kamel H, Healey JS. Cardioembolic stroke. Circ Res. 2017;120(3):514-526.
  2. Kleindorfer DO, et al. 2021 Guideline for the prevention of stroke in patients with stroke and transient ischemic attack. Stroke. 2021;52(7):e364-e467.
  3. Powers WJ, et al. Guidelines for the early management of patients with acute ischemic stroke: 2019 update. Stroke. 2019;50(12):e344-e418.

Sol atriyal apendiks kapama

  1. Blackshear JL, Odell JA. Appendage obliteration to reduce stroke in cardiac surgical patients with atrial fibrillation. Ann Thorac Surg. 1996;61(2):755-759.
  2. Holmes DR, et al. Percutaneous closure of the left atrial appendage versus warfarin therapy for prevention of stroke in patients with atrial fibrillation (PROTECT AF). Lancet. 2009;374(9689):534-542.
  3. Osmancik P, et al. Left atrial appendage closure versus direct oral anticoagulants in high-risk patients with atrial fibrillation (PRAGUE-17). J Am Coll Cardiol. 2020;75(25):3122-3135.
  4. CHAMPION-AF Investigators. Left atrial appendage closure versus oral anticoagulation in atrial fibrillation (CHAMPION-AF). N Engl J Med. 2026.
  5. Van Gelder IC, et al. 2024 ESC Guidelines for the management of atrial fibrillation. Eur Heart J. 2024;45(36):3314-3414.

PFO ve inme

  1. Hagen PT, Scholz DG, Edwards WD. Incidence and size of patent foramen ovale during the first 10 decades of life: an autopsy study of 965 normal hearts. Mayo Clin Proc. 1984;59(1):17-20.
  2. Mas JL, et al. Patent foramen ovale closure or anticoagulation vs. antiplatelets after stroke (CLOSE). N Engl J Med. 2017;377(11):1011-1021.
  3. Saver JL, et al. Long-term outcomes of patent foramen ovale closure or medical therapy after stroke (RESPECT). N Engl J Med. 2017;377(11):1022-1032.
  4. Søndergaard L, et al. Patent foramen ovale closure or antiplatelet therapy for cryptogenic stroke (REDUCE). N Engl J Med. 2017;377(11):1033-1042.
  5. Kent DM, et al. An index to identify stroke-related vs incidental patent foramen ovale in cryptogenic stroke (RoPE). Neurology. 2013;81(7):619-625.

Atriyal fibrilasyon ve kan sulandırıcılar

  1. Wolf PA, Abbott RD, Kannel WB. Atrial fibrillation as an independent risk factor for stroke: the Framingham Study. Stroke. 1991;22(8):983-988.
  2. Lip GYH, et al. Refining clinical risk stratification for predicting stroke and thromboembolism in atrial fibrillation using a novel risk factor-based approach (CHA2DS2-VASc). Chest. 2010;137(2):263-272.
  3. Ruff CT, et al. Comparison of the efficacy and safety of new oral anticoagulants with warfarin in patients with atrial fibrillation: a meta-analysis of randomised trials. Lancet. 2014;383(9921):955-962.
  4. Joglar JA, et al. 2023 ACC/AHA/ACCP/HRS Guideline for the diagnosis and management of atrial fibrillation. Circulation. 2024;149(1):e1-e156.

Paylaş :